* Ergenler ve gençler çoğu kez ana babalar ve toplum tarafından anlaşılmamakta, kendilerine güvenilmemektedir. Görüşlerini ifade edebilecekleri, kendi başlarına karar alabilecekleri şekilde yetiştirilmemekte, tersine bundan özellikle uzak tutulmaktadır. Türkiye, katılımcı bir süreçle bir gençlik politikası geliştirmekte gecikmiştir. İdeal bir gençlik politikasının, nüfusun en az dörtte birini oluşturan bu yaş gruplarına yönelik daha pozitif ve güçlendirici bir tutum öngörmesi, toplumsal yaşama katılımını desteklemesi ve politika yapıcıların dikkatini bu kesimin ihtiyaç duyduğu hizmetlere çekmesi gerekir.

* Kişisel ve toplumsal gelişim, boş zaman, spor yapma ve bilgi edinme imkanları eşitsiz dağılmıştır. Kız çocuklar, kırsal kesimdeki gençler, yoksullar ve engelliler gibi kesimler, yararlı boş zaman etkinliklerine kendi tercihlerine göre katılmada engellerle karşılaşabilmektedir. İnternete erişimde sosyoekonomik ve cinsiyet eşitsizlikleri vardır. Gençler, internetten eksiksiz yararlanma ve kendilerini ilgili risklerden koruma açısından desteklenmemektedir.

* Pek çok genç açısından okuldan çalışma hayatına geçiş zorlu ve uzun bir süreçtir. Bugün Türkiye’de gençlerin yaklaşık %30’u ne okuldadır ne de bir işte çalışmaktadır. Bu, uluslararası standartlara göre çok yüksek bir orandır. Kızlarda bu oran daha da yüksektir, ve eğitim ya da iş hayatına katılmayan bu kızların büyük bölümünün daha sonra işgücüne hiç katılmama olasılığı güçlüdür. Ortaöğretim zorunlu hale getirilmiştir ve yüksek öğretimde okullaşma artmaktadır. Ayrıca, mesleki eğitimi yaygınlaştırmaya ve bu eğitimi işgücü piyasası ihtiyaçlarına daha uygun duruma getirmeye yönelik çabalar da söz konusudur. Ne var ki, eğitim fırsatları bugün de çok eşitsiz dağılmış durumdadır ve kimi gençlerin gelip geçici veya düşük ücretli işlere girmekten başka şansı yoktur. Eğitim sistemindeki iyileşmelere ek olarak, genç dostu işgücü piyasası ve sosyal güvenlik politikalarına da gerek duyulmaktadır.

* İlk evlilikte ortalama yaş yükselmektedir ve gençler kendi yaşam arkadaşlarını seçmede artık daha fazla rol almaktadır. Bununla birlikte, küçük yaşlardaki kızların erken ve zorla evlendirilmelerine karşı mücadele için uygulanabilir ve kanıtlara dayalı politikalara hala gerek duyulmaktadır. Erken yaşlardaki evlilikler kızların üreme sağlığı haklarını ihlal etmekte, erken doğum ve çok/sık gebelik gibi riskli doğurganlık biçimlerinin önünü açmakta; henüz fiziksel, sosyal ve duygusal gelişimlerini tamamlamadıkları bir çağda okullarını bırakıp ev işlerine gömülmelerine neden olmakta, ev içi şiddete maruz bırakmakta ve yoksulluk döngüsünü daha da pekiştirmektedir.

* Ergen sağlığına halk sağlığı çerçevesinde öncelikle ele almak yararlı olacaktır. Eldeki bilgiler, ergenlerin ve gençlerin sağlık durumlarının uluslararası standartlara göre ancak ortalama bir düzeyde olduğunu göstermektedir. Sigara kullanma dışında riskli davranışlara ilişkin bilgiler sınırlıdır. Uyuşturucu ve madde bağımlılarına yönelik tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerinin ihtiyacı karşılamadığı düşünülebilir. Ergenlerin üreme sağlığı alanındaki bilgileri, göründüğü kadarıyla, kısmen ilgili sosyal tabular nedeniyle çok sınırlıdır.

 

7.1 Geçiş döneminde yaşam

Çocukluktan yetişkinliğe geçiş, çeşitli yönleriyle, çocuğun onlu yaşlarında, hatta daha önce başlayan ve genellikle 18 yaştan çok sonraları da devam eden bir süreçtir. 18 yaş, kişinin reşit sayılıp medeni haklarının tümünden yararlanmaya başladığı, buna karşılık BM Çocuk Haklarına dair Sözleşme’nin sağladığı özel korumadan artık yararlanamayacağı yaştır. Geleneksel olarak 10 ile 19 yaş arası ergenlik dönemi olarak tanımlanır. Bu da kendi içinde erken ve geç ergenlik olmak üzere dönemlere ayrılır. (UNICEF: Dünya Çocuklarının Durumu 2011 – Ergenlik: Bir Fırsatlar Dönemi). Gençlik dönemi ise genelde 15 ile 24 yaş arası olarak tanımlanır. Ancak, eğitimde geçen sürenin uzaması, daha geç evlenme ve ilk işe girişteki yaşın da yükselmesi gibi nedenlerle bugün bu süre biraz daha uzun tutulmaktadır.

devamı

7.2 Kişisel ve sosyal gelişme, boş zaman, spor ve bilgilenme

Erken dönem ergenlikten başlayarak fiziksel, bilişsel ve sosyal yeteneklerdeki gelişme hızlanmaktadır. Ergenler ve gençler kişiliklerini, ilgi alanlarını, becerilerini ve yeterliliklerini kültürel ve sanatsal etkinliklerle, fiziksel etkinlikler ve sporla ve toplumsal etkileşimle geliştirmektedir. Bu tür etkinlikler aynı zamanda kişinin fiziksel ve zihinsel sağlığı ile entelektüel yeteneklerine ve başkalarının yaşam kalitesine, yakın çevrenin ve genel olarak toplumun gücüne de katkıda bulunabilmektedir. BM Çocuk Haklarına dair Sözleşme oyun oynamayı ve boş zamanı, 18 yaşına kadar olan herkesin hakkı olarak görmektedir.

devamı

7.3 Gençlerin sağlığı

Ergenler ve gençler de genel nüfusun yararlandığı aynı sağlık kuruluşlarından ve hizmetlerinden yararlanmaktadır. Yeni Genel Sağlık Sigortası sistemine göre hükümet, 18 yaşına kadar çocuklarla bu yaşın üzerinde olup henüz okuyan kimi gençlerin sağlık sigortası masraflarını ödemektedir. Sağlık danışmanlığı ve tedavi hizmetlerine erişime ilişkin yeni düzenlemelerin etkisi henüz ölçülmemiştir. Sağlık kuruluşları ve verilen hizmetler ile bunlara erişim coğrafi veya başka ayırımlara göre değişkenlik gösterebilmektedir. Halk sağlığı açısından bakıldığında, Türkiye’nin çabalarını ana-çocuk ve küçük çocuk sağlığı alanında yoğunlaştırması nedeniyle ergen sağlığı ve iyiliği konusunun ihmal edildiği ileri sürülebilir. Bu, hem anlaşılabilir hem de hayıflanılacak bir durumdur; çünkü ergenlik, kız ve erkek çocukların pek çok sağlık sorunuyla karşılaştıkları ve sağlıkla ilgili alışkanlıkların edinildiği dönemdir. Aile hekimliği sistemine geçilmiş olması, farklı yaş gruplarından nüfus kesimlerinin sağlık durumlarının daha iyi izlenmesi ve gerektiğinde – örneğin ergenlere- sağlıkla ilgili daha fazla tavsiye ve bilgi sunulması açısından bir fırsat yaratabilir. Bununla birlikte, bu konuda ek kapasite ve kaynak yaratılması gerekmektedir. Ayrıca, geleceğin sağlık personelinin eğitim gördüğü yüksek öğretim kurumlarında yaş gruplarına özgü konulara daha fazla eğilinmesi gerekebilir.

devamı

7.4 Evlilik ve erken evlilikler

Ergenlik ve gençlik pek çok kişi için kalıcı ilişkilerin kurulduğu ve yaşam için eşlerin seçildiği dönemlerdir. Bu süreç nadiren endişesiz yaşandığı gibi zaman zaman travmatik de olabilir. Örneğin Türkstat’ın intihar olaylarının da irdelendiği demografik verilerine göre, 15-24 yaş grubundaki kızların %23’ü ve aynı yaş grubundaki erkeklerin %24’ü için intihar nedeni “duygusal ilişkiler ve istenilen kişiyle evlenememektir” (Türkstat: İstatistiklerle Gençlik 2011).

devamı

7.5 Okuldan Çalışma Yaşamına

Türkiye’de gençler, iş bulmayı, özellikle insana yakışır iş bulmayı, önlerinde en önemli sorun olarak görmektedir. UNDP’nin 2008 İnsani Kalkınma Raporuyla bağlantılı olarak Yaşama Dair (YADA) Vakfı tarafından gerçekleştirilen ve “Türkiye’de Gençlik” başlığını taşıyan anket çalışmasına yanıt veren kişilerin %49’u “en çok neyi isterdiniz” sorusuna “insana yakışır bir iş” yanıtını vermiştir. Sosyal statü (%18) ve sevgi (%17) bundan çok sonra gelmektedir. İş bulmak, daha doğrusu düzenli ve iyi bir iş bulmak, kendilerinin veya başkalarının işgücüne katılımları ile ilgili beklentilerinin düşük olması nedeniyle kırsal kesimdeki veya azgelişmiş yörelerdeki kimi genç kadınlar açısından önemli bir öncelik olmayabilir. Ne var ki, gençlerin çoğunluğu ve hemen hemen tüm sosyal gruplardan genç erkekler söz konusu olduğunda makul bir iş bulunması gelir, güvence, öz saygı ve sosyal statü açısından temel bir konudur.

devamı

7.6 Katılım, medeni haklar ve toplumsal uğraşlar

Ergenler ve gençler, özel yaşamlarına saygı gösterilmesi bekledikleri ve kendilerini ilgilendiren meselelerde kendi kararlarını vermeyi, bilgi kaynaklarını kendileri seçmeyi, kendi kimlik ve görüşlerini oluşturup bunları ifade etmeyi, çevrelerinde etkili olmayı ve ortak hedefler için kendileri gibi düşünen ve benzer ilgi alanlarına sahip başkalarıyla bir arada olmayı arzu ettikleri çağdadırlar. Toplum bakımından bu dönem, kişilerin şimdiye kadar ilişki içinde olduklarından daha geniş kapsamlı sosyal sistem ve yapılar çerçevesinde bir arada yaşamayı, işbirliği yapmayı ve katkıda bulunmayı öğrendikleri dönemdir.

devamı

7.7 Gençlik politikası

Anayasa, daha çok koruyup kollamacı bir yaklaşımla da olsa, devlete gençliğin gelişimine yönelik hizmetler sunma görevi vermiştir. Gençliğe benzer göndermeler, hâlihazırdaki Dokuzuncu Kalkınma Planında da görülebilmektedir. Merkezi hükümetin eğitim, istihdam, spor, sağlık, sosyal hizmetler, kültür vb alanlardan sorumlu olan birimleri, yerel yönetimler ve STK’lar, kendi sorumluluk alanlarında ve kendi örgütsel yapılanmaları doğrultusunda olmak üzere çeşitli yaşlardaki ergenlere ve gençlere bilgi ve hizmet sunmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı, 7-19 yaş grubundan çocukları olan ana babalar için çocuk yetiştirme eğitimi programları (bugün Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü’nün çocuk yetiştirme eğitimi çalışmaları kapsamına alınmıştır) ve ergenlere yönelik akrandan akrana yaşam becerileri temelli eğitim (YBTE) programları hazırlamıştır. Bunlardan özellikle ikincisi ergenlerin –özellikle dezavantajlı kesimlerden olanların- kendilerini şiddet, istismar ve sömürüden, HIV/AİDS ve cinsel ilişki yoluyla bulaşan diğer hastalıklardan, uyuşturucu bağımlılığı ve sağlık alanındaki risklerden koruma kapasitelerinin güçlendirilmesi; yararlanabilecekleri hizmetler ve bilgilenme kanallarından haberdar edilmeleri; aileleriyle iletişim kurmalarında, öfke kontrolünde, uyuşmazlıkların çözümünde, stres ve akran baskılarıyla baş etmelerinde; cinsellikle ilgili meselelerde güvenli ve sağlıklı tercihler yapmalarında kendilerine yardımcı olunması; hakları ve toplumsal cinsiyetle ilgili konularda bilgilendirilmeleri ve kendi gelecek planlarını yapmaya özendirilmeleri gerektiğini kabul etmektedir.

devamı