* Nüfus artış hızı yavaşlamış olmakla birlikte, önümüzdeki uzun yıllar boyunca toplam nüfus içinde çocukların ve gençlerin oranı “gelişmiş” ülkelere göre çok daha büyük olmaya devam edecektir. Bu yaş gruplarına daha fazla yatırım yapılması gerekmektedir.

* Ülkenin kimi bölgelerinde çocukların genel nüfus içindeki payı aşırı yüksektir ve/veya nüfus göç süreci içindedir. Dolayısıyla, tüm çocukların haklarından eşit biçimde yararlanabilmeleri açısından kamu hizmetlerinin tahsisinde özel çabalar gerekmektedir.

* Çocukların bir bölümünün doğumu izleyen ilk birkaç yıl içinde, kimi durumlarda ise bundan daha uzun bir süre nüfusa kayıtlarının yapılmadığına işaret eden kanıtlar vardır. Nüfus kaydı tüm çocuk ve yurttaş hakları açısından zorunlu bir adım olduğundan bu meselenin titizlikle ele alınması gerekir.

2.1 Toplam nüfus içinde çocuklar: Çocuklar ve gençler batıdaki standartlara göre nüfus içinde büyük bir orana sahiptirler ve bu durum önümüzdeki 10 yıl içerisinde de sürecektir. 18 yaşından küçükler tanımından hareketle 2011 yılında Türkiye’de 22,7 milyon çocuk vardır ve bu da nüfusun % 30,3’ünü oluşturmaktadır. Doğurganlıktaki azalma ve yetişkin nüfus ağırlığının artması sonucunda bu oran yavaş da olsa azalmaktadır. Gençlere gelince; 15-24 yaş grubundan olanların sayısı 2011 yılı sonu itibarıyla yaklaşık 12,5 milyondur ve toplam nüfustaki pay da %16,8’dir. Son yarım yüzyılın tartışmalı da olsa anti-natalist denilebilecek politikalarında değişiklik işaretlerine rağmen, kentleşmenin sürmekte olan etkileri ve eğitimli kadın sayısının artması doğurganlık hızlarının önümüzdeki on yıl içinde düşmeye devam etmesini sağlayabilir. Bunun sonucunda mutlak anlamda çocuk sayısı belirli bir düzeyde kalabilir veya düşebilir ve sonuçta toplam nüfus içindeki çocukların yüzdesi tedricen azalmaya devam edebilir. Bu arada, 2011 yılı sonlarında 12,5 milyon olan 15-24 yaş grubu göründüğü kadar bu düzeyde kalacaktır ve aynı yaş grubunun toplam nüfus içindeki pay açısından önemi yalnızca marjinal olarak azalacaktır. Çocuk ve genç nüfus içinde cinsiyet dağılımının ise, erkek sayısı kız sayısından biraz daha fazla olmak üzere normal düzeyde seyretmesi beklenmektedir. 

2

Bölgesel farklılıklar: Toplam nüfus içinde çocukların ve gençlerin oranı bölgeden bölgeye farklılık göstermektedir. 18 yaşından küçükler Güneydoğu’da ve kimi doğu illerinde nüfusun yüzde 40-50’sini oluştururken, ülkenin batısındaki kimi küçük illerde bu oran yüzde 20-25’e düşmektedir. Bu durum, doğurganlık hızlarının büyük coğrafi farklılıklar sergilemesinin sonucudur. 2008 Nüfus ve Sağlık Araştırması için belirlenen genişçe tutulmuş beş coğrafi bölge arasında Doğu’da toplam doğurganlık hızı 3,26 iken bu hız diğer bölgelerde 1,73 ile 2,20 arasında değişmektedir.  Veriler daha dar bölgelere, illere veya ilçelere göre ayrıştırıldığında bu farklılıkların daha da keskinleşeceği açıktır. Ülke ölçeğinde toplam doğurganlık hızı 2,16 iken, bu hız kentsel alanlarda 2,0, kırsal kesimde ise 2,68’dir.

3

4

Göçün etkisi: Geçmiş on yılların bugün de bir ölçüye kadar süren olgusal bir eğilimi olarak kırsal kesimden kentlere, daha yoksul illerden daha varlıklı illere göç, doğurganlık hızlarındaki coğrafi farklılıkları bir ölçüde azaltmış olmakla birlikte aynı zamanda bunları önemli kent merkezlerinin mahallelerine de taşımıştır. Ülkede doğurganlık hızlarının halen en yüksek olduğu bölgelerde ve topluluklarda önemli bir düşüş göstereceği varsayılsa bile, Türkiye’nin bu anlamdaki farklılıkları önümüzdeki on yıl içinde de barındıracağı açıktır. Nüfusun bileşiminin mekânlar ve topluluklar arasında farklılaşması, sağlık, eğitim ve diğer alanlardaki sosyal hizmetler; çocuklara, gençlere ve ailelere yönelik sosyal koruma ve yardımlar açısından önemli etkiler yaratmaya devam edecektir.

Demografik verilerin kaynakları, bulunabilirliği ve güvenilirliği

Nüfus verileri, 2007 yılından bu yana, önceleri belirli aralıklarla yapılan nüfus sayımlarının yerini alan Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) temelinde Türkiye İstatistik Kurumu (Türkstat) tarafından yıllık olarak yayınlanmaktadır. Veriler, cinsiyete, belirli bir doğum grubuna, illere, kırsal ve kentsel yörelere (idari tanımlar çerçevesinde), medeni duruma ve okuryazarlığa göre ayrıştırılmaktadır. Veriler, genel eğilimleri gösterme bakımından yeterince sağlıklıdır; bununla birlikte, açıklaması yapılmayan nedenlerden dolayı yıldan yıla beklenmedik değişkenlikler de gösterebilmektedir. ADNKS henüz yeni olduğundan henüz resmi nüfus tahminleri yapılmamıştır. Türkstat ayrıca doğumlar, ölümler, evlenmeler, boşanmalar, iç ve uluslararası göçler gibi alanlarda da düzenli olarak veri yayınlamaktadır. Türkstat 2011 yılında Nüfus ve Konut Araştırmasına da başlamıştır. Sonuçları 2012 yılı Ekim ayında alınacak bu araştırma, işgücü ve istihdam, barınma koşulları, göç, engellilik, doğuranlıkla birlikte bebek, çocuk ve yetişkin ölümleri konusunda bilgi sağlayacaktır. Bu arada, Hacettepe Nüfus Etütleri Enstitüsü (HNEE) tarafından beş yılda bir yapılan Nüfus ve Sağlık Araştırması (NSA) da aile yapısı, doğumda nüfus kaydı, doğurganlık hızları, uygulamalar ve tercihler gibi başlıkların yanı sıra ana-çocuk sağlığı, beslenmesi ve ilgili diğer konularda başlıca bilgi kaynağı durumundadır. Biri sonraki NSA 2013 yılında yapılacaktır. Dünya Bankası, OECD ve BM kuruluşları (UNDP, UNICEF, UNFPA) dâhil olmak üzere uluslararası birçok kuruluş, uluslararası karşılaştırmalar da içeren demografik veriler yayınlamaktadır. HNEE yayını olan ve 1968-2008 dönemini kapsayan Türkiye’de Demografik Geçiş (Türkçe) nüfus eğilimleri uzun dönemli bir perspektiften incelenmektedir. Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) ile UNFPA tarafından 2011 yılında birlikte yayınlanan 2050’ye Doğru Demografi ve Yönetim ise nüfus tahminleri vermekte ve bunun eğitim, işgücü, sağlık ve sosyal güvenlik sistemleri üzerindeki etkilerini tartışmaktadır.

2.2 Doğumda nüfus kaydı, kayıt yaptırmama ve geç kayıt: Doğum kaydı geçmişte sorunlu bir alandı ve bugün bile kimi çocuklar nüfusa geç kaydedilmekte veya hiç edilmemektedir. Bunun nedeni, söz konusu çocukların dezavantajlı konumları veya kimi özellikleridir. Nüfus ve Sağlık Araştırmasına göre 2008 yılında beş yaşından küçük çocukların %6’sının nüfus kaydı bulunmuyordu. Bu oran, 2003 yılında % 16 idi. Gene de beş yaşından küçük olup nüfus kaydı bulunmayan çocukların oranı kırsal kesimlerde %8, Doğu illerinde %11, ilkokul eğitimini tamamlamamış annelerin çocukları arasında ise %14 gibi yüksek düzeylerdeydi. Nüfusa kaydettirmeme veya geç kaydettirme eğiliminin nedenleri arasında, kırsal kesimdeki ve göçer toplulukların nüfus müdürlüklerine ulaşmada karşılaştıkları güçlüklerin, bu tür bürokratik işlemlerin bilinmemesinin veya bunlara güvenilmemesinin yer aldığı sanılmaktadır. Doğumların kaydedilmemesine yol açan başka nedenlerden de söz edilebilir: çocuğun ana babası tarafından terk edilmesi, doğumun evlilik dışı olması, ana babanın yasal evlilik yaşına gelmeden çocuk yapmış olmaları, ana babanın suça karışmış olmaları veya kendilerinin de nüfus kayıtlarının olmaması gibi.  Nüfus kaydının olmayışı, çocuğun ve ana babasının sağlık hizmetlerinden ve sosyal yardımlardan yararlanamamasına yol açtığı gibi, çocuğun okul diploması almasını da engellemektedir. Dahası, doğum kaydıyla ilgili sorunlar erken evliliklere ve çocuk işçiliğine de neden olabilmekte, her tür izleme ve istatistik tutma işlemini güçleştirmektedir. Daha önce nüfusa kaydettirilmemiş pek çok çocuk okula başlama çağı geldiğinde kaydettirilebilmektedir. Ne var ki, geç kayıt nedeniyle çocuğun yaşı da kayıtlara doğru geçmemekte, böylece çocuğun başka yaş gruplarından çocuklarla aynı sınıfta olması veya askere erken gitmesi gibi sorunlar ortaya çıkabilmektedir. 2006 yılında çıkartılan yeni bir nüfus kayıt yasası okullara, resmi mercilere, diğer kurumlara ve görevlilere nüfus kaydı olmayan çocukları bildirme yükümlülüğü getirmiştir. Kentleşme ve eğitim düzeyinin yükselmesinin yanı sıra ilgili para cezalarına getirilen afla birlikte bu önlemler, nüfusa kaydedilmeyen veya geç kaydedilen çocuk sayısını azaltmış olabilir. Böyle olsa bile, bu sorunun tamamen ortadan kaldırılması için çocuk bekleyen annelere danışmanlık ve nüfus dairelerinin çalışma biçimlerinde değişiklik gibi ek önlemlere gerek olabilir.