Anasayfa > Basın Merkezi > 2018 > Eylül > 
UNICEF'ten düzenli haber almak için iletişim bilgilerinizi bırakabilirsiniz

Basın Merkezi (9/2018)

Saha ekipleri en güç durumdaki mültecilere aile bazında yardım ediyor


© UNICEF Turkey/Lorch
Donatella Lorch/UNICEF

Ankara, Türkiye - Çoğu gün Nurcan Ağbaba’nın işi,  Ankara’nın en yoksul ve bakımsız mahallerinden birinin sokaklarında evlerin kapılarını çalıp ailede yardıma muhtaç biri olup olmadığını sormak.  İşlerin “yolunda” gittiği bir gün arkeoloji okumuş ve kadın hakları alanında yüksek lisans derecesi olan 30 yaşındaki bu ince yapılı kadın, hepsi Suriyeli mülteci olan, çoğu Türkiye’de yeni bir yaşam kurma uğraşındaki 10 farklı aileyle görüşecek.
 
Nurcan şöyle anlatıyor: “Sorunlarını çözmelerinde kendilerine nasıl yardımcı olabileceğimize odaklanıyoruz.  Daha en  temel ihtiyaçlarını bile karşılayamayan insanlar görüyoruz; onları yönlendirmeye çalışıyor, farklı hizmetlere nasıl ulaşabileceklerini anlatıyoruz.  Her ailenin kendini özel hissetmesini sağlamaya çalışıyorum. Öyle durumlar oluyor ki ben de mülteci krizinin büyüklüğü karşısında eziliyorum.”
 
Nurcan, UNICEF’le ortak çalışan Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD) Ankara şubesinde oluşturulan sekiz kişilik bir saha ekibinin üyesi.   Ekip, SGDD’nin Al-Farah Çocuk ve Aile Destek Merkezleri (ÇADM)  kapsamında çalışıyor. Ankara’nın yanı sıra Adana, Gaziantep, İstanbul ve İzmir kentlerinde de faal durumda olan 5 merkez Avrupa Birliği tarafından destekleniyor. Ekiplerin amacı, özellikle güç durumdaki mülteci topluluklar hakkında bilgi toplayıp değerlendirmenin yanı sıra aileleri bilgilendirmek, ayrıca risk altındaki çocukları belirleyip ilgili yerlere yönlendirmek ve ailelerin bu tür hizmetlere erişimini sağlamak.
 
Ankara’da kayıtlı 81.312[1] Suriyeli bulunuyor. Suriyeli mültecilerin çoğu, artık “Küçük Halep” adı verilen, kiraların ucuz olduğu ve sokaklarda Türkçe kadar Arapçanın da duyulduğu Altındağ ilçesinde ikamet ediyor.  Sokaklarda eski ve yıpranmış, duvarları yazılarla dolu iki üç katlı beton evlerin yanı sıra oluklu saç levhalardan yapılmış derme çatma yapılar da göze çarpıyor.  Buralar, Ankara’nın ışıl ışıl gözüken yeni yüksek yapılarından, geniş caddelerinden ve  gösterişli alışveriş merkezlerinden farklı bir dünya izlenimi veriyor.
 
Saha ekibi ofisinin duvarında ziyaret edilen sokakların yeşil renkle işaretlendiği “Küçük Halep”in büyük bir haritası asılı. 
Ekipler ortalama bir çalışma gününde örneğin bir çocuk evliliği ya da işçiliği durumu; hasta, yaralı ya da travmalı bir çocuk ya da ebeveyn veya tek başına, çocuklarına yiyecek alacak parası olmayan bir anne tespit edebiliyor.  Ancak en çok, okula gitmeyen çocukların tespiti yapılıyor. Aileler ciddi gelir sıkıntısı içinde olduklarından bu bölgedeki pek çok Suriyeli çocuk civardaki mobilya atölyelerinde çalışıyor.  Ekipler, mültecilerin güvenini kazanmak için farklı bir kültürden geldiklerini göz önünde bulundurarak, Türkiye’deki yasaları anlatırken sert bir dil kullanmaktan kaçınıyorlar.
 

Suriyeli mültecilerin çoğu, özellikle yeni gelenler hangi haklara sahip olduklarını bilmiyorlar. Devlet kayıtlı Suriyeli mültecilere
 kimlik kartı veriyor, mülteciler de bu kimlik kartıyla eğitim ve sağlık hizmetlerinden ücretsiz olarak yararlanabiliyor. Saha ekibinin en genç üyesi 22 yaşındaki Silhan Ceylan şöyle diyor:  “Bir okulda öğrenci kontenjanı dolduğu için geri çevrildiklerinde pek çoğu bunu sanki çocuklarını herhangi bir okula gönderme hakları yokmuş gibi değerlendiriyor.  Biz de onları başka bir okula yönlendiriyoruz.”
 
BirTürk çalışan ve bir Arapça tercüman olmak üzere iki kişiden oluşan ekipler, takip amacıyla aileleri birkaç kez üst üste 
ziyaret edebiliyorlar.  Kısa bir süre önce bir öğle sonrası Nurcan ve tercümanı ‘Küçük Halep’te dolaşarak üç ay önce Türkiye’ye gelen ve geçici bir süre Suriyeli bir ailenin yanında kalan üç çocuk annesi bekâr Gade’yi aradılar. Sonunda Nurcan O’nu üç odalı bir bodrum katında buldu. Ortamda, üzerinde oturulan yeşil renkte eskimiş halının dışında bir köşede yığılı duran giysiler, bir yatak ve duvardaki çiviye asılı duran iki siyah çarşaf dışında Gade’nin varlığını gösteren hiçbirşey yok. Nurcan Gade’ye selam verip rutubetli ve soğuk oda da görüşmesine başlıyor.
 
Gade, Halep’teki bir bombalama sonucu kocasının çalıştığı kasap dükkânı tahrip olduğundan bu yana onu hiç görmemiş.  
Komşular kocasının enkaz altında kaldığını söylemişler.  Elini kaldırarak sağ bileğindeki şarapnel yarasını gösteriyor.  Gade’nin 6 yaşında Ömer, 5 yaşında Yusuf ve 2 yaşında Yasmin isimli üç çocuğu var ve hiçbiri okula gitmiyor. Evde yiyecek yok, ancak Gade’nin söylediğine göre civardaki bir lokanta çocuklarına günde iki kez yemek veriyor. 57 liralık kirayı ödeyecek parası da yok.  Geceleri uyuyamadığını ve iştahtan kesildiğini anlatıyor. Ancak, anlaşıldığı kadarıyla çocuklarıyla yaşayabileceği kendine ait bir yerin olması onun için herşeyden önemli.
 
Gade: “Diğer ailelerle bir arada yaşarken boğuluyor gibi hissediyordum. Çocukları sakinleştirmekle, oturtmakla uğraş dur.  Onlara bağırıp çağırmak zorunda kalıyordum. Şimdi ise kendimi özgürlüğümü bulmuş gibi hissediyorum.”
 
Nurcan’la birlikte evin içini dolaştığımızda mutfağın kirliliğini, paslanmaz çelikten ama yıpranmış lavaboyu, ocak ve gaz olmadığını, banyonun parçalanmış beton zemininin su sızdırdığını ve badanası eskimiş kirli duvarlardaki sıvaların döküldüğünü görüyoruz. Nurcan, giriş kapısında kilit ve sürgüye ihtiyaç olduğunu da defterine kaydediyor.
 
Nurcan Gade’nin duyabileceği şekilde şunları söylüyor: “Bu bina hizmet ekibindeki bir buçuk yıl içinde gördüklerimin en kötüsü. Güvenlikleri hakkında kaygılarım var. Gade’nin ve çocukların travma içinde, yardıma muhtaç oldukları açık;  yoksa toplumun içinde kaybolup gidecekler.”
 
Nurcan Gade ile oturup ona nasıl yardımcı olacağını anlatmaya başlıyor. SGDD, Gade ve çocuklarını alarak Türk kimliklerini çıkartacak ve çocukları okula kaydettirecek. Gade korunma ihtiyacı açısından bir taramaya tabi tutulacak, yiyecek satın alabilmesi için kendisine kredi kartı verilecek. ASAM onlara giyecek ve yatak verecek, çocukların temiz ve güvenli bir ortamda oynayabilecekleri merkeze düzenli ulaşım sağlayacak. Bu arada Gade sorunlu olan eli için merkezdeki sağlık görevlisiyle, psikolojik destek ve rehberlik için ise terapistle görüşmeler yapacak, ayrıca Türkçe derslerine kaydolacak.
 
Nurcan ayrılırken Gade sarılıp onu öpüyor, sonra bir daha…
 
Nurcan veda için elini sallarken sesi biraz buruk “yalnızca dinleyerek de olsa bir yaşama değebiliriz” diyor, “insanlara umut aşılayabiliriz.”
 
ÇOCUKLAR İÇİN ORTAKLIK
UNICEF, Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD)'nin işbirliği ve Avrupa Birliği Bölgesel Yardım Fonu (EUTF)'nun finansmanıyla saha ekiplerinin çalışmalarını destekliyor.
 
 
 


[1] DGMM Statistics, as of August 2018.