Anasayfa > Basın Merkezi > 2018 > Ocak > 
UNICEF'ten düzenli haber almak için iletişim bilgilerinizi bırakabilirsiniz

Basın Merkezi (1/2018)

Sirk eğitimi iki kültürün birbirine bağlandığı sihirli bir ortam oluşturuyor


© UNICEF Turkey/2017/Rich
Donatella Lorch/UNICEF

Mardin, Türkiye– Bir araya geldikleri ilk günde çocuklar birbirlerinin yüzüne bile bakmıyor. Bir tarafta Türkler diğer tarafta Suriyeliler olmak üzere küçük gruplar oluşturup aralarında konuşuyorlar.  Güvensiz, çekingen ve hareketsiz durumdalar. Aslında binanın kendisi de bir bakıma ürkütücü: taş zemin, yüksek, kemerli duvarlar ve büyük pencereler… Türkiye’nin ilk sirki için elverişsiz bir mekân ve pek uygun olmayan bir topluluk gibi görünüyor.
 
Mezopotamya Sirk ve Sokak Sanatları Projesi kurucusu ve genel koordinatörü Yusuf Kurt şöyle diyor: “İlk gün gruplar arasında, hatta ailelerle gerilimler vardı. Arkadaşlık yavaş yavaş gelişti.”
 
Türkiye’nin güneydoğusundaki Mardin kentinde bulunan sirk, yoksulluk, terör ve çok sayıda Suriyeli mülteci girişi gibi sorunlarla boğuşan bir yörede dışlanma ve marjinalleştirmeyle mücadelede bir araç olarak özellikle ergenlerin eğitilmesine odaklanıyor.  Türkiye’de 2,9 milyon kayıtlı Suriyeli mülteci bulunmaktadır. 796.000 nüfuslu Mardin ilinde 94.600 Suriyeli mülteci yaşamaktadır.
 
Sirk 7 ile 18 yaş arasındaki çocuklara hokkabazlık, cambaz ayaklıklarla yürüme, akrobatlık, trapez ve makara oyunculuğu gibi işlerde eğitim vermektedir. Çalıştıkları yer de Mardin’in yüzlerce yıllık geçmişi olan kalesidir.  Burada güvenli bir yerde saatler süren çalışmalar yapılmakta, etnik gruplar kaynaşıp dost oldukça performans da artmaktadır.
 
Gruba 17 yaşında bir kursiyer olarak katılan, şimdi 22 yaşında olan hokkabazlık eğiticisi Şaban Akkuş şöyle diyor: “Çocukken bir sirke katılmak gibi bir seçenek yoktu. Şimdi bir ekibin parçasıyım. Kendi ilimden Türk ve Suriyeli çocuklara destek veriyorum.”

      

Bu dünyada dile getirilmeyen pek çok kilometre taşı var. Şaban içinse sihirli an iki kültürün birbiriyle bağlandığını somut olarak gördüğü an: “Çocuklar topları ileri geri atmaya başladıklarında açılım da gerçekleşiyor. Biri, diğerinin topu tutabileceğine güveniyor. Burada asıl konuşan gözler oluyor.”
 
Sirk 2012 yılında Türkiye Kalkınma Bakanlığı’na bağlı Güneydoğu Anadolu Projesi’nin (Türkiye’de GAP İdaresi olarak biliniyor) yardımıyla kurulmuş.  2016 yılında GAP İdaresi UNICEF’in “Çocuk Dostu Kentler” girişimiyle ortaklık kurduğunda sirk gezici hale gelmiş, Şanlıurfa ve Batman illeri dâhil çeşitli kentlerde ergenlere eğitim vermeye başlamış. Ortak program bugüne kadar 22 binden fazla izleyiciye ulaşmış ve 800 çocuğu eğitmiş. Geçtiğimiz Aralık ayında sirkten bir grup başkent Ankara’ya giderek UNICEF’in 70. yıl kutlamaları çerçevesinde gösteri yapmış.
 
Dışarda yağmur yağarken salon sıcak ve nemli. Gürültünün yarattığı karışık ortamda gençler dostça şakalaşıyor, gülüşüyor, kafa kafaya veriyor, kol kola giriyor.  23 çocuk arasındaki 7 Suriyeli çocuk için bu geçici bir rahatlama durumu. Haftada iki kez gerçekleştirilen bu dört saatlik çalışma onlara farklı bir dünya sunuyor.
 
Yusuf gruplar arasında gidip gelirken birlikte makara oyunu oynayan Suriyeli bir kız ve erkek çocuğun hareketlerini izliyor. Bunlardan 13 yaşındaki Hene Halepli ve Türkiye’ye bir buçuk yıl önce gelmiş. Makarayı başının üzerinde yükseğe atarken kollarını uçarmış gibi açıyor ve yüzünde mutluluk ifadesi bir gülümseme beliriyor. Ailesinin 6 çocuğundan biri olan Hene ilkokul eğitimli. Mardin’in en yoksul ve zorlu mahallesinde yaşıyor.  Mahallesinde ne park ne de oynayabileceği bir yer var.  Bir okuldan kendisine onun için yer olmadığı söylenmiş. Bir başkasında ise öğrenciler kendisine taş attığından ayrılmak zorunda kalmış.

Utangaçça gülümserken Kürtçe şunları söylüyor: “Burasını çok seviyorum. Burada kendimi güvende hissediyorum, Türk arkadaşlarım var.” Ancak Suriye’den söz açıldığında kaşları çatılıyor ve fısıltıyla konuşuyor: “Evet, Suriye’yi hatırlıyorum, yakılıp yıkıldığını biliyorum.”

 Suriye’nin Haseke kasabasından 12 yaşındaki Suvar 7 yıldır Türkiye’de. Annesiyle babası ayrılmış. Birikmiş çöplerden geri dönüştürülebilir şeyler toplayarak kıt kanaat geçinebilen annesiyle birlikte yaşıyor. Kendisi kentin sanayi bölgesinde sandalye imal eden bir yerde çalışıyor. Gruba ilk katıldığında Yusuf onu perdelerin arkasına saklanırken bulmuş. Şimdi kendisini Hene’ye badi gard olarak atayan kişi olarak onun tercümanlığını yapıyor, birlikte gülüşüp diğer oyuncuların arasına katılıyorlar.
 
13 kişinin çalıştığı sirkin 17 de gönüllüsü var (yarısı Türk yarısı yabancı). Sirk, uzakta oturup aksi halde eğitimlere katılması mümkün olmayan Hene ve Suvar gibi çocuklara ulaşım hizmeti sağlıyor. Ancak, canlı ortama ve gülüşmelere rağmen Yusuf’un başta Hene ve Suvar olmak üzere çocukların geleceği konusunda ciddi kaygıları var:

“Bu ortamı yalnızca birkaç haftalık bir eğitimle yaratabiliriz. Onlara güven ve dostluk aşılıyoruz ki umarım bunlar kendileri için yetişkinlik dönemlerinde de rehber olur.”
 
ÇOCUKLAR İÇİN ORTAKLIK
UNICEF, ABD Nüfus, Mülteciler ve Göç Bürosu (BPRM) tarafından finanse edilen Sirk ve Sokak Sanatları Atölyeleri ve Festivalleri programı aracılığıyla Türkiye’deki GAP İdaresi ile ortak çalışmaktadır. Çocuk etkinlikleri Mardin, Şanlıurfa, Kilis ve Gaziantep’te gerçekleşmekte, bu kapsamda sirk eğitimi, sanat atölyeleri, dans, görsel sanatlar ve müzik eğitimleri gibi çalışmalar yapılmaktadır.