Anasayfa > Basın Merkezi > 2017 > Nisan > 
UNICEF'ten düzenli haber almak için iletişim bilgilerinizi bırakabilirsiniz

Basın Merkezi (4/2017)

"Bazı günler sadece dinliyorum": Suriyeli mültecilerle çalışan bir aile terapisti


Aile terapisti Zeynep Kapısız, SGDD tarafından UNICEF ortaklığında İzmir'de hizmet veren bir merkezde, çoğu kadın ve çocuk olmak üzere Suriyeli mültecilere destek veriyor. Fotoğraf: UNICEF Turkey/2017
Donatella Lorch / UNICEF

İZMİR, 26 Nisan 2017 –
Bir aile terapisti olarak Zeynep Kapısız öfke, depresyon, korku gibi sorunlarla ve yardım talepleriyle sık sık karşılaşıyor. Ancak bazı günler kendini çaresiz hissediyor.  Çözmeye çalıştığı sorunlar ona son derece zorlu ve çetin gelebiliyor.


“Bazı günler sadece dinlemem gerektiğini öğrendim,” diye anlatıyor Zeynep. “Bir ailenin kirasını ödeyemem ya da yiyecek satın almaları için para bulamam. Bu yüzden derin bir nefes almayı öğrenmeye odaklanıyoruz ve sadece konuşuyoruz.”

Zeynep, çoğu kadınlar ve çocukları olmak üzere İzmir’de yaşayan Suriyeli mültecilerle çalışıyor. Uzun mesafe koşucusunu andıran narin yapılı ve çevik genç kadının gür siyah saçları ensesinden dalga dalga kıvrılarak sırtına kadar uzanıyor. Henüz 27 yaşında olmasına rağmen saçlarında yer yer beyazlar var; belki de her gün ofisini ziyaret eden sorunların üzerinde bıraktığı izler bunlar.

Yedinci yılına giren Suriye krizi dünyada yaşanan en ağır insani kriz olmayı sürdürüyor. 2,8 milyon Suriyeli’nin kayıtlı olduğu Türkiye ise en fazla sayıda Suriyeli mültecinin barındığı ülke. Bu mültecilerin 1,2 milyonu ise çocuklardan oluşuyor. Sadece İzmir’de 102 binin üzerinde kayıtlı Suriyeli mülteci yaşıyor.
 
Savaşların en acı verici yaraları çoğu zaman gizli olanlardır. En ağır bedeli ödeyenler de Suriyeli çocuklar. Savaşın yol açtığı şiddet ve acılar sonucu travma yaşayan bu çocukların psikolojik sorunlar yaşama, şiddet mağduru olma, çocuk evliliklerine zorlanma ve silahlı gruplara alınma riskleri de daha yüksektir.  
 
Zeynep bu savaşın bu psikolojik cephesinin ön safında çalışıyor. Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği(SGDD) ve UNICEF ortaklığında işletilen aile çocuk hizmet merkezinde ki bir çalışma günününde en fazla beş ziyaretçi kabul ettiği sade ama modern görünümlü ofisiyle çocuklarla oyun oynadığı sıcacık oyun odası arasında mekik dokuyor. Merkez, mültecilere tek bir mekanda temel sağlık ve beslenme yardımlarından yaşam becerileri ve çocuk yetiştirme eğitimlerine, Türkçe derslerinden psiko-sosyal desteğe ve saha çalışmalarına kadar bir dizi hizmetler sunuyor.

Ege Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimini sürdüren Zeynep işinde pek çok zorlukla boğuşuyor. Psikolojik yardım, özellikle aile terapisi Suriye kültüründe pek alışılmış bir şey değil. Babalar bu ziyaretlere nadiren katılırken, anneler de Arapça tercüman olarak çalışan Suriyeli bir asistanın yanında Zeynep’le bilgi paylaşırken gergin ve rahatsız olabiliyor. Yaygın inanca göre aile sorunlarının gizli tutulması gerekiyor.

“Çoğu bana ilk geldiğinde gece altını ıslatma, tikler, konuşma bozuklukları ve saldırganca davranışlar gibi konularda yardım istiyor,” diyor Zeynep. “Benim işim ise sadece bu görünen sorunları tedavi etmek değil, altlarında yatan travmayı anlamaya çalışmam ve bunu ebeveyne anlatmam gerekiyor.”
 
Travmalar kendilerini sıkça öfke olarak dışa vuruyor. Zeynep açısından bir başka sorun da evde veya okulda fiziksel cezanın yaygın olduğu geleneksel çocuk yetiştirme tarzının nasıl ele alınacağı. Zeynep annelerle çalışırken, çocuğun gelişimindeki önemli dönüm noktalarına değiniyor ve doğumdan günümüze kadar çocukların geçmişine ilişkin notlar alıyor.  Birlikte özellikle sözlü ve fiziksel istismarın, ayrımcılığın ve zorbalığın nasıl belirlenebileceğine odaklanıyorlar.
 
“Bir anneye çocuklarını dövmemesi gerektiğini söylediğimde önce şaşırmış görünüyor,” diye anlatıyor Zeynep. “Öfkesini kontrol edemediğini, gerçekten stres altında olduklarını, kirayı ödeyemediklerini ve kocasının işini kaybettiğini söylüyor. Ben de onlara bu durumun sorumlusunun çocuk olmadığını anlatmaya çalışıyorum.”
 
Zeynep, çocuklara ise rahatlamalarına ve öfkelerine kontrol etmelerine yardımcı olmak için derin soluk alma tekniklerini öğretiyor.
 
Mesela onlara “Bir kâseyi havayla doldurduğunuzu ya da eğer öfkeliyseniz ellerinizde iki limonu sıktığınızı hayal edin,” diyor.  
 
Zeynep’in kendini çatışan kültürler ve kalıplar içinde bulduğu durumlar da oluyor. Kendi işinin yarattığı stresle baş edebilmek için diğer yedi SGDD psikoloğu ile aylık bilgilendirme toplantılarına katılmayı planlıyor.
 
Ancak insanların azmi ve insan sevgisi ona hâlâ ilham veriyor. Kendini Down sendromlu çocuğunu iyileştirebilmek için yollar aramaya adayan bir babayı veya savaş sırasında kekelemeye başlayan ve sık sık öfke nöbetleri tutulan 9 yaşındaki oğlunun bu sorunlarının üstesinden gelmesi çabalayan bir anneyi hiç unutmuyor. En uzun süreli ziyaretçisi, bir patlamaya tanık olduktan sonra tikin baş gösterdiği 13 yaşında bir kız çocuğu haftalık tedavi ve ilaçların ardından şimdi daha iyi durumda.
 
“Kalıpları kırmaya çalışıyorum” diyor Zeynep. “İlgilendiğim bütün vakalar için tatmin duygusunun gerçekçi bir beklenti olmadığının farkındayım. Ama özellikle çocuklar söz konusu olduğunda işimden tatmin olduğumu hissediyorum.”
 
ÇOCUKLAR İÇİN ORTAKLIK
SGDD, UNICEF’in işbirliğiyle Avrupa Birliği Yardım Fonu’nun sağladığı finansal kaynaklarla mültecilerin ve sığınmacıların temel ve sosyal korunma ihtiyaçlarının karşılanmasına destek veriyor. Suriye’ye yardım çalışmalarının bir parçası olarak UNICEF’in ortaklığında kurulan Çocuk ve Aile Destek Merkezleri (ÇADM),  tüm faydalanıcılar için tek bir mekanda bulabilecekleri yardımlar sağlamanın yanı sıra çocuk dostu ve çocuk merkezli bir dizi hizmet sunuyor. 
UNICEF Turkey Country Office, Yukarı Dikmen Mah. Alexsander Dubçek Cd. 7/106, 06450 Çankaya/Ankara. Telephone: +90 312 454 1000 Fax: +90 312 496 1461 E-mail: ankara@unicef.org