Anasayfa > Basın Merkezi > 2014 > Mart > 
UNICEF'ten düzenli haber almak için iletişim bilgilerinizi bırakabilirsiniz

Basın Merkezi (3/2014)

Suriyeli çocukların hikayelerini kendi ağızlarından dinleyin


ANTAKYA, Türkiye, Mart 2014 - Suriye’deki insani kriz üçüncü yılını doldururken, çocukların hayatları daha dramatik bir hal alıyor. Çatışmaların başladığı günden bugüne, 5,5 milyon Suriyeli çocuk yaşananlardan etkilenirken, 10 binden fazlası hayatını kaybetti, yaklaşık 8 bin çocuk ise yakınları olmadan sınırı geçerek çevre ülkelere sığınmak zorunda kaldı.

Türkiye yaklaşık 900 bin Suriyeliye ev sahipliği yaparken, bu rakamın yarıya yakınını çocuklar oluşturuyor.
 
Şimdi gelin onların hikayelerini kendi ağızlarından dinleyelim.

Safi: “Uçaklardan korkmam, vahşi hayvanlardan korkarım”

Lazkiyeliyim. 9 yaşındayım. İkinci sınıfa gidiyorum. En çok imla dersini seviyorum. İlerde doktor olmak istiyorum. Sabah kalkınca önce ellerimi ve yüzümü yıkarım, sonra saçlarımı tararırım. Saat 8’de okula giderim. Öğleden sonra evde ders çalışırım. Sonra büyük parkta oyun oynarım. Akşam da yemek yerim. Futbolu seviyorum. Barcelona’yı tutuyorum. 3 kardeşim var. İki kız, biri erkek. En büyükleri benim.
 
Rejimden ve uçaklardan dolayı Suriye’de eğitim durdu. Okulumuza varil bombası attılar. Bombardımandan sonra köylüler kaçtı. Bizim evimizin camları indi. Bir ay önceki başka bir saldırıda yüzümden yaralandım. Şarapnel parçaları yüzünden böyle oldu. Bizim köyden biri beni araba ile hastaneye götürdü. Lazkiye’ye uzak olduğu için ve zaman aldığı için gidemedik.  Şarapnel parçaları hala sırtımda da var. O anlarda hiç korkmadım. Hiç bir şey hissetmedim. Şarapnel parçaları geldiğinde bir şey hissetmezseniz, ben de hissetmedim.
 
Uçaklardan ben hiç korkmam. Ayılardan, köpeklerden, vahşi hayvanlardan çok korkarım.
 
Suriye buradan daha güzel. En çok evimizi özlüyorum. Oradaki herşeyi özlüyorum.
 
İnsanları zulümden kurtarmak isterdim. Doktor olup savaştan etkilenen insanlara yardımcı olmak, hayatlarını kurtarmak isterim. Üçüncü dileğim hırsızlık yapanlara hırsızlık yapmamaları için yardımcı olmak isterim.
 
Çok sevdiğim bir arkadaşım var ama ismini hatırlamıyorum. Yüzümdeki yaradan dolayı arkadaşlarım arasından korkanlar ve oynamak istemeyenler oluyor.
 
Kuveytli yardımseverler destek oluyor bize. 20 gün sonra tekrar bir ameliyatım olacak.





Mohammed: “Mutluyum, çünkü burada uçaklar yok”
 
Henüz 6 yaşında. Yaklaşık 1 ay once Halep’in bir köyünden Türkiye’ye gelmişler. Annesi ve dört kardeşi ile birlikte Antakya’da kiralık bir odada yaşıyor.  Babası şarapnel parçası ile başından yaralanmış ve kısmen hafızasını kaybetmiş. O yüzden Suriye’de kalmış. Mohammed, ne Suriye’de ne Türkiye’de okula hiç gitmemiş. Annesinin söylediğine göre, çocuklar arasında savaştan en çok etkilenen o. Her iki elini sıkı sıkı ovuşturması dikkat çekiyor. Genelde sessiz kalmayı tercih ediyor. En büyük korkusu uçaklar.“Mutluyum, çünkü burada uçak yok. Geceleri rahat yatıyorum artık. Suriye’de en çok babamı özlüyorum. İlerde doktor olmak isterim.” 

 






Büşra: “En çok evimizi ve giysilerimi özledim. Bir de arkadaşlarımı...”
 
O da Halepli. 9 yaşında. Zorlu bir yolculuk ve sınırda 4 günlük beklemenin ardından. 1 ay önce Türkiye’ye gelmişler. Annesi, babası, yedi kardeşi ve amcasının ailesi ile birlikte Antakya’da tek göz bir odada yaşıyor. Ailedeki çocuklar içinde en büyüğü o. Diğerleri gibi o da hiç okula gitmemiş. “Kardeşlerimle parka gidiyoruz genelde. Birlikte oyun oynuyoruz. Büyüdüğümde hemşire olmak istiyorum. En çok evimizi, eşyalarımı ve giysilerimi özledim. Bir de arkadaşlarımı. Benim de en büyük korkum uçaklar.”  





Mecit: “En çok füzelerden korktum”
 
Halepli. Büşra’nın kardeşi. 7 yaşında. Hiç okula gitme şansı olmamış. “En çok füzelerden korkuyorum. Çok gürültü çıkartıyorlardı. Burası güzel ve sessiz. Kardeşlerim ve arkadaşlarımla oyun oynuyoruz sürekli”







Fethiye: “Çocukların savaştan etkilenmemesini isterim”
 
Halepliyim. 7 yaşındayım. İlkokul ikinci sınıfa gidiyorum. 3 kardeşim daha var. En sevdiğim ders matematik. Büyüyünce öğretmen olmak istiyorum. Suriye’deki evimiz çok güzeldi. Eşyalarımızı ve yatağımı özledim. Oyuncaklarım çoktu, onları da çok özlüyorum. En çok füze ve varil bombalarından korkuyordum. Burda rahatım, bir şeyden korkmuyorum. Herşeyin yolunda gitmesini ve evlerin yıkılmamamasını isterim. Savaşta çocukların etkilenmemesini isterim.




 Kampta Halil Cibran şiirleri okuyan çocuk: Ala

 
Ala Housyno 13 yaşında Lazkiyeli bir kız çocuğu. 6 kardeşler. Ailenin en küçüğü. Abilerinden biri Suriye’de, diğeri savaştan etkilenmiş ve şu anda burada. İki ablası yine burada. Bir ablası da Suriye’de. Yaklaşık 1,5 yıldır Türkiye’de. Önce Urfa’ya oradan da Hatay Altınözü Kampı’na gelmişler.
 
Şimdi sözü Ala’ya bırakıyoruz:
 
“Köyümüzdeki bombardımandan kaçmak için başka bir yere gittik. Orada da çatışma olunca, tekrar yola düştük. Bombardıman olan köyden sınıra yakın bir yere arabayla 3 saatte geldik. Sonra gece olunca yine 3 saat yürüyerek sınırı geçtik. Yol boyunca çok control noktası vardı ve silahlı kişiler gördüm. O yüzden korktum. 3 saatin sonunda adını bilmediğim bir Türk köyüne geldik. Sınırda Türk askeri bizi karşıladı. Sonra bizi Şanlıurfa’daki kampa götürdüler. Orada 15 gün kaldık. Sonra Urfa’dan buraya Altınözü’ne geldik. 16 aydır buradayız.
 
Burada biri bize ücretsiz ev verdi. Biz kardeşler geceleri orada kalıyoruz 6 aydır. Anne ve babam ise sürekli kampta. Evsahibi yakında evlenecek, o yüzden tekrar kampa geleceğiz.
 
Arkadaşlarımı ve evimi çok özlüyorum. Evimiz ne yazık ki yıkıldı. Evimi ve köyümü çok özlüyorum.

Başkan olsam öncelikle halkımın güvenliğini sağlarım. Savaştan etkilenen çocuklara çok yardım etmek isterim. Sınırın Suriye tarafında kalan kamplardaki çocuklar aç. Onlara yardım etmek isterim. Kendim için isteğim ilerde doktor olmak. Bir de İstanbul’a gitmek isterim.
 
Okulum çok güzel. 8.sınıfa gidiyorum. Türkçe ve Arapça eğitim veriliyor. En sevdiğim ders Matematik ve Türkçe. Halil Cibran’ın şiirlerini çok severim. Onu okuyorum. Doktor olmak istiyorum.
 
Sabah 8’de kahvaltı yapmadan direkt okula gidiyorum. Saat 12’de okulum biter ve eve giderim. 12'de yemeğimi yerim. Sonra saat 4’e kadar Çocuk Dostu Alan’da kalırım. Oyunları ve yarışmaları seviyorum. Şimdiye kadar hiçbir yarışma kazanamadım ama! Oyundan sonra yemek yer, ders çalışırım. En sonunda televizyon izler, sonra da yatarım. Bir günüm böyle geçiyor.”


Ghader: “Çocuklara yardım ederim, çünkü onlar bizim geleceğimiz” 
 
“Çocuk doktoru olmak istiyorum, çünkü çocukları çok seviyorum.”
 
Bu sözler Idlip doğumlu Ghader Abdullah’a ait. 13 yaşında ve yedinci sınıf öğrencisi. En çok Matematik dersine ilgi duyuyor. Dört kız kardeş ve bir erkek kardeşiz. Çocuklar içinde en büyüğü. Tüm ailesi ile birlikte Hatay Altınözü Kampı’nda kalıyor.
 
Bundan sonrasını Ghader’in kendisinden dinleyelim:
 
“Bizim köyümüze bombalar yağdırıldı. Maalesef çatışmalarda dayımızı kaybettik. Türkiye’ye geçmek için akşam yola çıktık.  Normalde 1 saatlik bir yolu, 4 saatte geçebildik. Daha sonra amcam bizi sınırdan alıp, Altınözü’ne getirdi. Önce ziyaretçi olarak geldik kampa. Sonra bir süre dışarda ev tuttuk. Sonrasında bir süre amcamlarla aynı çadırda kaldık. Sonra idare bize bir çadır verdi.
 
Suriye’de beni en çok korkutan akşamki füze sesleriydi. Güdümlü füzeler bizi çok korkuttu. Evimizin bir kısmı yıkıldı. Evimi, okulumu, öğretmenlerimi, arkadaşlarımı, hele akrabalarımı çok özledim. Ama burada mutluyum.
 
Kendi halkıma zulüm etmem, yardım ederim. Özellikle küçük çocuklara çok yardım ederim. Çünkü onlar bizim geleceğimiz. Bir şey yapmadan önce düşünürüm. Halkım doğru yolda ilerlesin diye öğütler verirdim. 
 
Çocuk Dostu Alan’da bize verilen liderlik, gönüllülük, planlama eğitimlerini çok sevdim. Bize çok doğru şeyler anlatılıyor, bizim bunları uygulamamız lazım. Bize bir örnek verip, sonra o konuda çalışmamızı sağlıyorlar. Bu bizim yaratıcılığımızın gelişmesini sağlıyor. Bununla beraber resim yapmayı çok seviyorum. Özellikle doğa resimleri yapmayı tercih ediyorum.”


Said: “Kampta en sevdiğim şey Çocuk Dostu Alan’daki etkinlikler”
 
3 yıl önce Hatay Boynuyoğun Kampı’na gelen Said henüz 9 yaşında. Idlipli. Okula ilk kez bu kampta başlamış. Şimdi ise üçüncü sınıfa gidiyor. En sevdiği ders Arapça. O da birçok arkadaşı ve yaşıtı gibi doktor olmak istiyor. Belli ki gördükleri yaralılar onların hayatında derin izler bırakmış. Doktor olarak ileride hasta ve yaralılara yardım etme hayali kuruyorlar. Savaştan değil, köpeklerden korktuğunu söylüyor. Kampta en sevdiği şey ise Çocuk Dostu Alan’a gitmek ve burada arkadaşları ile birlikte etkinliklere katılmak. En çok puzzle yapma etkinliğini seviyor.


 


Diğer çocuk röportajlarına ulaşmak için: http://unicef.org.tr/sayfa.aspx?id=76&mnid=118


Yazı ve fotoğraflar: Ayberk Yurtsever