Anasayfa > Basın Merkezi > 2015 > Mart > 
UNICEF'ten düzenli haber almak için iletişim bilgilerinizi bırakabilirsiniz

Basın Merkezi (3/2015)

BM: Kadın güçlensin ki insanlık güçlensin


8 Mart, Ankara (BM Türkiye) -Dünya Kadınlar Günü kadınların eşitlik, adalet ve barış için bir araya gelmelerinin öyküsüdür. Tüm dünyada kutlanan Dünya Kadınlar Günü kadınların daha iyi bir dünya için verdikleri asırlık köklere sahip bir mücadelenin adıdır. Ancak, bugüne kadar bu yolda elde edilen kazanımlar kadına karşı şiddetin tehtidi altında bulunuyor. Ne yazık ki, kadına karşı şiddet dünyanın her yerinde ve toplumların her kesiminde görülebilen yaygın bir insan hakkı ihlali.  20 yaşındaki Özgecan Aslan’ın öldürülmesi de bu şiddetin ne kadar ciddi olduğu ve acilen etkin önlemlerin hayata geçirilmesi ile sonlandırılması gerektiğini gözler önüne seriyor. 

Bu amaçla toplumsal cinsiyet eşitliği için verilen mücadelenin parçası olarak 1995 yılında onbinlerce kadın hakları savunucusu Pekin’de düzenlenen Dördüncü Kadın Konferansında bir araya geldi. Konferanstan en ilerici adım olarak tanımlanan Pekin Deklarasyonu ve Eylem Platformu ortaya çıktı. Deklarasyon her kadının ve kız çocuğunun özgürce kendi tercihlerini yapabildiği ve eşit işe eşit ücret aldığı bir dünyayı resmediyor.  Aradan geçen 20 yıla rağmen, Pekin’de 1995 yılında verilen taahhütlerin hala geçerliliğini koruduğu, ancak sadece kısmen hayata geçirilebildiği görülüyor.
 
Daha kat edilmesi gereken uzun bir yol var
 
Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda önemli ilerleme sağlanmış olsa da hem dünya genelinde hem de Türkiye’de daha kat edilmesi gereken uzun bir yol var. Küresel veriler uluslararası topluluğun vakit geçirmeden ortaklaşa olarak harete geçmesi gerektiğini gösteriyor.
 
Kadınların toplumdaki konumlarının güçlendirilmesinin ve bu bağlamda toplumların gelişmesinin önünde bir çok engel bulunuyor. Dünya genelinde 2015 Ocak ayı itibarıyla parlamenterlerin sadece yüzde 22’sini kadınlar oluşturuyor. 1995 yılındaki yüzde 11 olan bu oranda yavaş bir artış yaşandığı görülüyor. Kadınlar işgücü piyasasında erkeklere kıyasla daha  fazla eşitsizlikle karşılaşıyor. Günümüzde 700 milyon kadının çocuk yaşta, bir diğer deyişle 18 yaş altında evlendirildirildiği anlaşılıyor. Bu gruptaki her üç kadından birinin yani yaklaşık 250 milyon kadının ise 15 yaş altında evlendirildiği görülüyor. İnsanların zorla evlerinden edilmeleri kadınların ve kız çocuklarının karşı karşıya oldukları riskleri artırıyor. Cinsiyet temelli ayrımcılık, kadınları ve kız çocuklarını hedef alan insan ticareti, entegrasyon sorunu, siyasette yeterli temsil edilememek, kaynaklara ve hizmetlere eşit erişim imkanı bulamamak göçmen kadınların karşı karşıya kaldığı en ciddi sorunlar olarak ortaya çıkıyor.
 
Atılan önemli adımlara rağmen Türkiye’de de kadınların konumlarının güçlendirilmesi için yapılması gerekenler var
 
Dünya Ekonomik Forumu’nun 2014 Toplumsal Cinsiyet Eşitliği İndeksine göre, Türkiye 142 ülke içerisinde 125’inci sırada yer alıyor; kadınların istihdama katılımı ve fırsat eşitliği konusunda 132’inci ve siyasi güçlenme konusunda 113’üncü sırada bulunuyor. Bu rakamlar sonucu Türkiye Avrupa – Orta Asya Bölgesi’nde toplumsal cinsiyet eşitsizliği yüksek olan ülkeler arasında bulunuyor. Üreme sağlığı, toplumsal güçlendirme ve iş gücüne katılımda toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini yansıtan UNDP’nin Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi’nde (TCEE) Türkiye, 149 ülke arasında 69’uncu sırada yer aldı.
 
En son yayımlanan Binyıl Kalkınma Hedefleri (BKH) İlerleme Raporu’na göre, Türkiye’nin  ilköğretimde cinsiyet eşitliğini sağlama amacına neredeyse ulaştığı, ancak ortaöğretime devam edemeyen kızların oranının dikkate değer olduğu görülüyor.
 
Yetersiz çocuk ve yaşlı bakım hizmetleri, işgücü piyasasında cinsiyet temelinde ayrışmış işler ve ataerkil düşünce yapısı kadınların işgücü piyasasına girmelerini engelleyen nedenler arasında bulunuyor.
 
Kadınların en yoğun olarak istihdam edildiği sektörleri kırsal kesimde çoğunlukla ücretsiz olarak tarım, kentte ise hizmet sektörü oluşturuyor.
 
2013 yılında  erkeklerin işgücüne katılım oranı yüzde 71,5 iken, bu oran kadınlar için yüzde 30,8’dir ki bu oran yüzde 50.3 olan dünya ortalamasının ve Gelişmiş Ekonomiler ve Avrupa Birliği ortalaması olan yüzde 52.9’un gerisinde kalıyor.
 
Kadının toplumdaki konumunun güçlendirilmesi BM kuruluşlarının Türkiye’deki ana çalışma alanlarından birini oluşturuyor. Söz konusu çalışmalar özel olarak şu başlıklardan oluşuyor:
 
Toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadının güçlenmesine yönelik çalışan BM Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlenmesi Birimi (BM Kadın Birimi - UN Women) Avrupa ve Orta Asya Bölge Ofisi Doğu Avrupa, Balkanlar, Orta Asya ve Kafkaslar’ı kapsayacak şekilde İstanbul’da kuruldu. BM Kadın Birimi’nin Türkiye’de de bir program birimi bulunuyor. BM Kadın Birimi, BM Toplumsal Cinsiyet Tematik Grubu’na başkanlık ediyor. Bu kapsamda BM sisteminin toplumsal cinsiyete duyarlı olmasına ve bu doğrultuda, her yaştan kadın ve erkeğin insan haklarının ve adil gelişimlerinin sağlanmasına yönelik politikaların ve programların geliştirilmesini koordine ediyor. 
 
BM Kalkınma Programı (UNDP), BM Kadın Birimi ve Sabancı Üniversitesi tarafından uygulanan Birleşmiş Milletler Kadınların İnsan Haklarının Geliştirilmesi Ortak Programı kapsamında, BM Kadın Birimi “Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme” projesini yürütüyor. Bu amaçla BM Kadın Birimi belediye ve sivil toplum kuruluşu çalışanlarına kapasite artırıcı faaliyetler düzenliyor.
 
Ayrıca, BM Kadın Birimi Koç Holding işbirliğiyle küresel HeForShe kampanyasını Türkiye’de başlattı. Söz konusu kampanya ile kadınların ve kız çocuklarının potansiyellerini hayata geçirmelerini engelleyen sosyal ve kültürel engellerin ortadan kaldırılması amaçlanıyor.
 
Haziran’da gerçekleşecek genel seçimler öncesinde, BM Kadın Birimi toplumsal cinsiyet eşitliğini ve kadınların liderliğini ve de Türkiye’de siyasete katılımlarını geliştirmeye yönelik önemli bir proje başlatıyor. Proje, Parlementolararası Birlik (IPU) işbirliğiyle yürütülecek olup İsveç Uluslararası Kalkınma İşbirliği Ajansı (SIDA) tarafından mali olarak destekleniyor.
 
Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) kırsal kesimde yaşayan kadınlar için sosyo-ekonomik ve toplumsal cinsiyet eşitliği yönünden sürdürülebilir kırsal kalkınma konularında kapasite geliştirme desteği sağlıyor. FAO kırsal nüfusun mevcut durumunu değerlendirmek için, tarım ve kırsal kesim alanlarında cinsiyete göre ayrıştırılmış veri setleri geliştirmekte yardımcı oluyor, kanıta ve bilgiye dayalı politika yapma süreçlerine destek sağlıyor.
 
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), çocuk işçiliği ile mücadele, Suriye mülteci krizi, iş güvenliği ve sağlığı, sosyal diyalog ve yeşil işler yanı sıra kadın istihdamını da içerecek ilk Ulusal Eylem Planının geliştirilmesi için İŞKUR ile birlikte “Kadınlar için Daha Çok ve Daha İyi İşler” projesini yürütüyor.
 
Uluslararası Göç Örgütü (IOM) 2004 yılından bu yana Turkiye’de devlet kurumları ve sivil toplumdaki ortaklarının kapasitelerini geliştirmek amacıyla projeler yürütüyor ve insan ticareti mağduru kadınlara ve kız çocuklarına destek amacıyla sürdürülebilir sonuçlar alınmasını sağlayacak standartlar belirliyor. IOM Türkiye yürüttüğü son proje ile insan ticaretinin önlenmesi ve insan ticareti mağdurlarına insan hakları temelli koruma sağlanmasına katkı sağlamayı amaçlıyor.
 
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliğini geliştirmek için toplumsal cinsiyet eşitliği mekanizması, ilgili bakanlıklar, Türk Silahlı Kuvvetleri, Barolar Birliği ve diğer Birleşmiş Milletler (BM) kuruluşları ile ortaklıklar kuruyor. Çalışmalardan birini GAP Bölgesinde “Kadının Güçlendirilmesinde Yenilikler” projesi oluşturuyor. Proje kapsamında kadınların yalnızca yüzde 3’ünün ücretli bir işe sahip olduğu Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde UNDP, GAP Bölge Kalkınma İdaresi ve İsveç Uluslararası Kalkınma Ajansı (SIDA), kendi kooperatiflerini oluşturup yöneterek moda girişimcisi olmaları için yüzlerce kadını destekliyor.
 
Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) Türkiye’de öncelikli olarak kadına karşı şiddetle mücadele konusunda çalışıyor. Bu bağlamda kadına karşı şiddetle mücadele amacıyla savunuculuk kampanyaları gerçekleştiriyor ve  kamu ve STK çalışanları için kapasite artırıcı faaliyetlerde bulunuyor. Bu bağlamda yapılan eğitim faaliyetlerinden polis memurları, sağlık personeli, aile mahkemesi yargıçları ve savcılar, din adamları, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı çalışanları yararlanmış bulunuyor. UNFPA “Kadın Dostu Kentler” olarak bilinen ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin yerel yönetimler  seviyede hayata geçirilmesini amaçlayan BM Ortak Programına başkanlık yapıyor. Türkiye’de yerel seviyede uygulanan en kapsamlı toplumsal cinsiyet eşitliği çalışması olarak görülen ve  2006 yılında ilk bölümü başlayan ve hali hazırda 12 şehre ulaşan proje ile milyonlarca kadın ve kız çocuğunun hayatlarının iyileştirilmesi amaçlanıyor.
 
Birleşmiş Milletler Enformasyon Merkezi (UNIC) BM kuruluşları, üniversiteler, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte toplumsal cinsiyet eşitliğinin desteklenmesi için çalışıyor.
 
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) Türkiye’de  yürüttüğü tüm çalışmalarda toplumsal cinsiyet ve eşitlik konusunda bilinci artırmak için çalışıyor. Planlama, araştırma, savunu, tavsiye ve iletişim dahil olmak üzere eğitim ve kapasite geliştirme faaliyetlerinde kız ve erkek çocuklarının farklı ihtiyaçlarını göz önüne alıyor. Ayrıca bütün faaliyetlerinde çocukların ve gençlerin katılımını artırmak için cinsiyetlerin eşit bir biçimde temsil edilmesine önem verir.
 
Birleşmiş Milletler Sanayi Kalkınma Teşkilatı (UNIDO) tarafından yürütülen, enerji ve çevre konulu girişimci iş fikirlerini destekleyen Uluslararası küresel Cleantech yenilik programına toplumsal cinsiyet teması dahil edilerek kadınların birey olarak güçlendirilmesi hedefleniyor. Kadınların gelişmesini ve işgücüne katılımlarını desteklemek amacıyla kadın eğitimciler, mentorler, karar vericiler aynı zamanda kadın girişimciler ve alanlarında ilkleri gerçekleştirmiş kişiler katkı sağlıyor. Yakında yapılan UNIDO araştırmasına katılanların yüzde 84’ü kadınların sosyal ve ekonomik hayatın bütün boyutlarına katılımlarının ve katkılarının artmasını öncelikli olarak görmek istediğini belirtiyor. Katılımcılar kadın istihdamı sürdürülebilir büyümenin en önemli etkeni olarak görüyor.
 
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) Türkiye’de mültecilere ve sığınmacılara yardım ediyor. 2015 Ocak ayı sonu itibariyle, Türkiye’de 1.6 milyondan fazla Suriyeli mülteci olup, UNHCR’nin ilgi alanına giren diğer kişilerin sayısı 200.000’den fazladır. Kadınlar, bu nüfusun yarısını oluşturmaktadır.  UNHCR, toplumsal cinsiyet eşitliğini ilerletmek, koruma ve yardıma kadınların eşit olarak erişmelerini temin etmek, kadınların güçlenmelerine destek sağlamak ve ulaştıkları korumayı ve dayanıklılığı güçlendirmek için çalışmakta, ve aynı zamanda kadınların hayatlarını etkileyen tüm kararlara tam olarak katılmalarına destek sağlamaktadır. 
 
Dünya Gıda Programı (WFP) Türkiye’de mülteci kamplarında uyguladığı e-Gıda Kartı programının düzenlenmesinde ve analizinde toplumsal cinsiyete duyarlı olunmasını ve koruma konularını içermesini hedefliyor. WFP bu bağlamda yeni kartların ve diğer malzemelerin dağıtımında kadınlar için ayrı sıraların oluşturulmasını sağlıyor. İzleme ve değerlendirme konularında ise kadınların ve başında kadınların olduğu ailelerin eşit seviyede temsil edilmelerini sağlıyor.
 
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ulusal sağlık politikalarında ve programlarında kadınların sağlık alanında karşılaşabilecekleri eşitsizliklerin önlemesini sağlamak amacıyla çalışıyor. Sağlık hizmeti verenlere yönelik açık kurallar ve protokoller yoluyla cinsiyet temelli şiddetin önlenmesi ve  mücadele amacıyla sağlık sektörü ile yakın bir çalışma gerçekleştiriyor. WHO Avrupa Bölge Ofisi 53 Üye Devleti kapsayacak şekilde “WHO Avrupa Bölgesinde kadın sağlığı konusundaki eşitsizlikler: sosyo-ekonomik etkenler ve toplumsal cinsiyet eşitliği”konulu bir rapor hazırlıyor.
 
Ayrı ayrı yürütülen projelere ilave olarak kadınların ve kız çocuklarının toplumsal konumunun güçlendirilmesi konusunda BM kuruluşları ortak projeler de yürütüyor. Türkiye’deki BM kuruluşları bu bağlamda, devlet kuruluşları, medya ve STK’lar ile birlikte kadınların haklarının güçlendirilmesi amacıyla “Kadınlar için Daha Çok ve Daha İyi İşler”, “Kadınların İnsan Haklarının Güçlendirilmesi”, “Kadın Dostu Kentler” ve diğer bir çok proje aracılığıyle çalışmalarını sürdürüyor.
 
Uluslararsı topluluğun 2030 yılına kadarki süreyi kapsayacak şekilde sürdürülebilir kalkınma hedeflerini belirlemeye çalıştığı bir dönemde Türkiye’deki BM Kuruluşları güçlerini birleştirerek toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasını 2015 sonrası sürdürülebilir kalkınma gündeminin ayrılmaz bir parçası kılmaya kararlıdır.
 
Toplumsal cinsiyet eşitliğinin söz konusu yeni uluslararası gündemin bir parçası yapılması için atılması gereken adımlar bellidir: Yasalar ve uygulanmaları için yeterli kaynakların ayrılması, kurumsal mevzuatın uygun hale getirilmesi ve yasaları ve mevzuatı uygulayacak ve çalışmaları denetleyecek resmi makamların sistematik bir şekilde eğitilmesi gerekiyor. Kadına karşı şiddetin sona erdirilebilmesi için toplumsal algının değişmesi ve geneklerden kaynaklanan engellerin kaldırılarak insanların aralarındaki ihtilafları şiddete başvurmadan çözmelerini sağlayacak yollar bulunması gerekiyor.
 
Dünya Kadınlar Gününde, kadına karşı şiddete son vermek, eşitlik, adalet ve barışı sağlamak amacıyla gösterilen çabaları ciddiye almak ve Pekin Deklarasyonunda taahhüt edilen geleceğe erişilmesi için kararlılığımızı ortaya koymak zorundayız.