Anasayfa > Basın Merkezi > 2014 > Eylül > 
UNICEF'ten düzenli haber almak için iletişim bilgilerinizi bırakabilirsiniz

Basın Merkezi (9/2014)

Kobani'den Türkiye'ye gelen Suriyelilere UNICEF'ten acil yardım


Sınırda umutla Türkiye'ye geçmeyi bekleyen Suriyeliler @UNICEF/Türkiye-2014/Yurtsever
SURUÇ, Türkiye, 23 Eylül 2014 -19 Eylül Cuma gününden itibaren yaşanan göç dalgası ile yaklaşık 150,000 Suriyeli sınırı geçerek Türkiye’ye geldi. Bu sayının yaklaşık yüzde 60’ını çocuklar oluşturuyor. 

Bu insanlar, özellikle de çocuklar, günlerce yürüyerek yaptıkları bu uzun yolculuk sonrası oldukça bitkin görünüyorlar. Sınırdan girişlerde yardım ekipleri, UNICEF tarafından tedarik edilen yüksek enerjili bisküviler ile su dağıtımı yaparak, en öncelikli ihtiyaçlardan ikisini karşılamış oluyor: Su ve gıda.  

 Sınırı geçen binlerce kişi arasında mavi tişört giyen bir baba ve tshirtün üzerinde İngilizce yazanlar dikkatimizi çekiyor: “Srebrenitsa 1995 – Asla Unutma”.  Bosna Hersek’te yaşanan bu insanlık dramının üzerinden geçen 19 yılın ardından, bu kez Kobani’de başka bir insanlık dramı yaşanıyor.

Adı Halid, 32 yaşında. Kobani’nin Elecan köyünden.  İkisi kız ikisi erkek olmak üzere 4 çocuğu var. “7-8 gündür yoldayız. Tüm yolu yürüyerek geldik. Geceleri dışarda yattık. Şimdi huzur arıyoruz. Halid’in oğlu Yasin beş yaşında. Tüm yorgunluğuna rağmen bize kocaman bir gülücük veren Yasin, buna rağmen biskivülerini kimse ile paylaşmayı kabul etmiyor.

Bugün Suriye’den Türkiye’ye giriş yapanlardan biri de Hedle. O, Kobanili bir anne. Tek çocuğu var: Şirvan. Henüz bir yaşında. Kobani’nin bir köyünden Türkiye’ye geldiler. Yorgun anne şunları söylüyor: “Güneşin altında 35 kilometre yürüdük. Çocuklarımız perişan, hepsi açlar. Sınırdan girişte biskivü ve su verdiler.  Çocukları muayene edip, aşı yaptılar.” 

Kobani’nin Dareli köyünden olan Hamud on yaşında. 4. Sınıf öğrencisi. Çatışmalardan dolayı son iki gündür yemek yemediğini söylüyor, kendisine girişte verilen UNICEF’in yüksek enerji bisküvilerini hızlı hızlı yerken. Yolculuk üç gün sürmüş. Yolun tamamını yürüyerek gelmişler. Bu yüzden ayakları tamamen toz içinde. Ne istersin diye sorduğumuzda “Ben köyüme gitmek istiyorum sadece” diyor. 

Onbir çocuklu bir ailenin üyesi olan Şiyar, henüz on yaşında. Türkiye ve Suriye sınırındaki ara bölgede karşılaşıyoruz. Birkaç parça eşya, iki üç bavul ve gıda bidonlarının başında bekliyor. Tüm kardeşleri sınırı geçmiş. Anne ve babası henüz Suriye tarafında. Onların da gelmesini bekliyor. Gelirken yanlarında hayvanlarını da getirmişler. Çatışmalar, silah sesleri onu korkutmuş. Neye ihtiyacın var sorusuna “Hiçbir şey” diye cevap veren Şiyar’ın şu anda ihtiyacı huzur ve güven olsa gerek. 

Suriye-Türkiye sınırını geçtikten sonra Suriyeli çocuklar ilk önce sahra kliniğinde sağlık taramasından geçiriliyor. Yaralı olanlara da ilk müdahale burada yapılıyor. Ayrıca çocuklara kızamık ve çocuk felci aşıları da yine burada yapılıyor. Aşı olanlar arasında Silva (5) ve Nisra Şirin (11) isimli iki kardeşe rastlıyoruz.   Silva kızamık aşısını olurken hiç ağlamıyor. Nisra Şirin ise yine sakin bir şekilde çocuk felci aşısını oluyor.


Yazı ve fotoğraflar: Ayberk Yurtsever