Anasayfa > Basın Merkezi > 2014 > Eylül > 
UNICEF'ten düzenli haber almak için iletişim bilgilerinizi bırakabilirsiniz

Basın Merkezi (9/2014)

Kamplarda kalan çölyak hastası çocuklara UNICEF desteği


On yaşındaki Avad da çölyak hastası çocuklardan bir tanesi. Ailesi ile birlikte yaklaşık bir buçuk yıldır Adana'daki Sarıçam Kampı'nda kalıyor. @UNICEF/Türkiye-2014/Yurtsever
ADANA, Türkiye, 20 Eylül 2014 – Adı az duyulmuş bir hastalıkla mücadele etmenin ne kadar zor olduğunu tahmin edebilirsiniz. Üstelik eğer ülkenizi terk etmek durumunda olan bir sığınmacı iseniz bu durum da daha zor bir hal alıyor. Tıpkı Türkiye’deki Suriyeliler gibi. Ancak gerek kamplarda yapılan sağlık kontrollerinde gösterilen hassasiyet gerekse UNICEF’in beslenme uzmanlarının yaptığı saha araştırmaları sonrası sundukları rehberlik hizmeti bu tür hasta çocuklar için koşulları biraz daha iyimser yapıyor. 

Bu hastalıklardan biri de az bilinen Çölyak. Bağırsaklardaki sindirimi sağlayan ‘villus’ denilen yapıların bozulmasına sebep olan ve dolayısıyla da yiyeceklerdeki besinin emilmesini engelleyen ve ince bağırsakta hasarlar oluşturan bir sindirim sistemi hastalığı.
 
Çölyak hastası olan kişiler buğdayda arpada çavdarda ve kesin olmamakla birlikte, yulafta bulunan ve ‘gluten’ olarak adlandırılan bir proteini kullanamıyor.
 
Küçük çocuklarda kusma, ishal, karın şişliği, iştahsızlık, kilo alamama ve boy uzamasında yavaşlama gibi tipik belirtilerle ortaya çıkabileceği gibi daha ileri yaşlarda sadece kansızlık, boy kısalığı, kemik zayıflığı ve nedeni bilinemeyen karaciğer hastalığı gibi çok değişik belirtilerle de kendini gösteriyor.
 
Avad sağlığına tekrar kavuştu
 
Avad Hemid (10) de çölyak hastası çocuklardan bir tanesi. İdlipli olan Avad, ailesi ile birlikte 1,5 yıldır Adana’daki Sarıçam Kampı’nda kalıyor. Dışardan bakıldığında onu sağlıklı çocuklardan ayırt etmek imkansız gibi. Tıpkı yaşıtları gibi okula giden Avad, bu yıl beşinci sınıfta.
 
Annesi, oğlunun Suriye’de de sağlık problemleri yaşadığını ancak çölyak teşhisinin Adana Kampı’ndaki sağlık taramaları sırasında konulduğunu söylüyor kaldıkları çadırın önünde sohbet ederken.
 
“Yaklaşık beş ay önce tedavi başladı. Özel gıdalar temin edildi. Onlar ile yemeğini hazırlıyorum. Şimdi normal hayatına devam ediyor” diyor Avad’ın annesi. Sonra ekliyor; “Bu yardımlar için size müteşekkirim. Daha fazla olursa şükran duyarız.”
 
Avad’ın en sevdiği yemekler “yumurta ve makarna”. Tavuk, sebze ve meyveleri de sevdiğini söylüyor bize. Yemeklerden sonra biraz da okuldan konuşuyoruz utangaç bakışlı Avad ile. En çok Matematik dersini seviyor. Henüz büyüyünce ne olacağına karar vermemiş. Ne de olsa bunu düşünmek için önünde uzun yıllar var...
 
4 erkek, 1 kız kardeşi daha olan Avad ile vedalaştıktan sonra bu kez aynı kampta kalan ve yine bir çölyak hastası olan Gufran’ı ziyarete gidiyoruz.
 
Gufran şimdi gülümsüyor
 
Gufran’ın anne ve babası bizi gayet sıcak bir şekilde kabul ediyor çadırlarına. Onlar 1 yıl on ay önce Şam’dan Adana’ya gelmiş olan Suriyeli bir aile.
 
9.sınıf öğrencisi olan 14 yaşındaki Gufran da tıpkı Avad gibi oldukça mahçup mizaçlı bir çocuk. İlerde doktor olmak isteyen Gufran’ın babası Hüseyin kızının rahatsızlığı ile ilgili süreci şöyle özetliyor:
 
“Hastalığını savaştan 2 yıl önce öğrenmiştik. Tedavisi de başlamıştı. Raporu ve özel gıdaları vardı. Türkiye’ye geldikten bir süre sonra tedaviye tekrar başladık. 8 aydır bu özel gıdaları kullanıyoruz.”
 
Çölyak hastası çocuklar için hazırlanan pakette iki paket birer kiloluk bu tür hastaların kullanabileceği nitelikte un, yarım kiloluk bir paket makarna ve 250 gramlık bir paket şehriye ile kraker bulunuyor. Tüm bu gıdaların ortak özelliği glutensiz olmaları. Görüştüğümüz aileler bu paketin yaklaşık 20 gün kadar idare ettiğini söylüyor.
 
Gufran her ne kadar glutensiz bu gıdaları tüketmeyi pek sevmese de biliyor ki bu onun sağlığı için gerekli. Yine de pilav yemeyi çok özlüyor.
 
Yanlarından ayrılırken Gufran’ın babası da yetkililere teşekkür ediyor: “AFAD ve UNICEF olmasaydı perişan oludruk. Bir profesör doktor da ücretsiz olarak kızımı düzenli olarak muayene ediyor. İlk geldiğimizde kızım zayıftı. Şimdi sağlığı yerinde. Ancak bu gıdalardan biraz daha rica ediyoruz”
 
 
 Yazı ve fotoğraflar: Ayberk Yurtsever